Hürriyet Kelebek'te yer alan haberde, meme kanseri tüm dünyada kadın kanserleri arasında birinci sırada yer alıyor. 2024 yılında yaklaşık 2,4 milyon kadında bu hastalık teşhisi konmuş. Türkiye’de 2025 yılında 32 bin kadında meme kanseri tespit edilirken, bu sayının son 10 yılda arttığı belirtildi. Uzmanlar, 50 yaş altındaki kadınlarda vaka sayısı daha belirgin şekilde artıyor.
Birçok ülkede meme kanseri nedeniyle ölüm oranları, erken teşhis ve etkili tedavilerle düşmeye devam ediyor. Yaşlanma, obezite, hareketsizlik, alkol tüketimi ve üreme alışkanlıklarındaki değişimler, nüfusun artmasıyla birlikte bu durumu etkiliyor. Profesör Dr. Yeşim Eralp, 40 yaş ve üzeri kadınlar için yıllık mamografi önerisiyle, her bireyin yaşına, aile tarihine ve geçmişine göre özel bir tarama programı yapılması gerektiğini belirtti.
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından olumlu görüş verilen bir genetik test, kanseri erken saptamada kullanılabilecek potansiyele sahip. Ancak bu testin yanılma payı olduğu belirtilirken, mamografi ve meme ultrasonu hâlâ temel tarama yöntemleri olarak kabul ediliyor. Gerekli bireylerde meme MR’ı da değerli bilgiler sağlayabiliyor. Uzmanlar, genetik testlerle kanser hücrelerini ayırt edebildiklerini ve hormonal tedavilerin artan oranla kullanıldığını aktardı.
Küresel ölçekte meme kanseri vaka sayısı artarken, erken tanı ve tedaviler sayesinde ölüm oranları düşüyor. Uzmanlar, bu durumun nüfusun artması, yaşlanma, obezite, hareketsizlik, alkol tüketimi ve üreme alışkanlıklarındaki değişikliklerle ilişkili olduğunu belirtti. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser olmasına rağmen, erken tespit ve tedavilerle yaşam sürenin mümkün hale gelmiş.