Posta Magazin'e 'gürültüden yorulan zihne ses diyeti' konulu bir destek sunan Arzu Haksun oldu. Düşük kontrolde yüksek sesli davranışlar, nadiren dikkati ve uykuyu olumsuz etkileyebilir. Gürültüye maruz kalmanın, stres hormonlarını artırdığı ve dikkat, uyku ve kalp sağlığına zarar verdiği bilimsel olarak gösterildi.
Ses diyeti, sessizliğe kapanmak değil, hangi seslere marbul kaldığımızı fark etmek, azaltmak ve bilinçli olarak iyi gelen seslere yer açmaktır. Trafik, televizyon, telefon bildirimleri ve yüksek sesli ortamlar, enerji harcayan ve yorucu etkileri vardır. Dünya Sağlık Örgütü, aşırı gürültüyü sadece rahatsızlık olarak değil, uyku ve kalp sağlığına zarar verebilecek bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendiriyor.
Ses diyeti, kulağın temizliği değil, dikkatin eğitimidir. Hedef, dünya sessiz olmamak; neye kulak vereceğimizi belirlemektir. Aynı ses, birini sakinleştirirken diğerinde anksiyete yaratabilir.
Ses kulağımızla duyulur, anlamını ise hafızamız sağlar. Aynı parçayı biri ilk sevgisini anlatırken, başka biri geçmişi unutur hale getirebilir. Deniz sesi biri için sakinlik, biri için ise korku kaynağı olabilir.
Ses aynı kalır ama herkesin ona açtığı kapı farklıdır. Çocukluk, anılar ve ruhsal durumumuz, ne duyduğumuzu şekillendirir. Sesle tedavi edilebilir mi gerçekten?
Akıl hastalarına belirli müziklerin etkisi verilir mi? Müzik terapisi, bilimsel ve gerçek bir uygulamadır. Ancak 'bu müzik bu hastalığı geçer' gibi öneriler bilimsel destek görmez.
Kişinin ihtiyaçlarına göre düzenlendiği ve uzmana bağlı olarak uygulandığı müzik terapisi, destekleyici bir yöntemdir. Ruhsal sorunların tek başına çözülebileceği bir mucizevi frekans bulunmuyor.